2011′in En İyileri: Müzik

YILIN EN İYİ ALBÜMÜ: 21 (Adele) / English Riviera (Metronomy) / Meczup (Can Bonomo) / m.u.s.i.c. (Elif Çağlar) / Oh Land (Oh Land) / Rip Tide (Beirut) / Vices & Virtues (Panic at the Disco) YILIN EN İYİ PERFORMANSI (Pop, … Okumaya devam et

2011′de Ne Dinledim: Yılın En İyi Albümleri

2011′i de geride bırakırken, listelemeden olmaz dediklerimden biri de yıl boyunca dinlediğim albümler tabii ki. Bu yıl çıkan yüzlerce albüm arasından en çok dinlediğim; yani tamamen subjektif olarak ‘en iyi’ olduğunu düşündüğüm albümler şunlar oldu: YABANCI LİSTE 1. English Riviera … Okumaya devam et

Salon’da Bu Aralar…

Pek sevdiğim, beni geçtiğimiz yıl Mystery Jets, bu yıl da Architecture in Helsinki ile tanıştıran alternatif konser mekanı Salon, Kasım’ın ikinci yarısı ve Aralık ayı boyunca da birbirinden harika isimleri ağırlayacak. Ben bu satırları yazarken, hareketli olsalar da hüznünden hiçbir … Okumaya devam et

thebalkabaa was all in: all originals party

Adidas Originals tarafından ilki geçtiğimiz yıl, şu sıralar 12. İstanbul Bienali’ne ev sahipliği yapan antrepolar arasında düzenlenen sokak partisi, bu yıl 17 Eylül Cumartesi günü Maçka Küçükçiftlik Park‘ta şehirdeki orijinal insanları – sokağa değil belki ama dışarıya- döktü. Bu yıl … Okumaya devam et

Rock’n Coke 2011′in Ardından, Vol.2

Aslında bir önceki yazıda hunterofphoenix, Rock’n Coke 2011 hakkında söylenebilecek birçok şeyi, çok güzel ve eğlenceli bir şekilde söyledi. Onun kadar festival insanı değildim, Hezarfen’de yalnızca birkaç saat bulundum. Fakat benim gözümden de apayrı bir Rock’n Coke okumak isteyenler için … Okumaya devam et

Rock’n Coke 2011′in Ardından

Konuk Yazar: hunterofphoenix Geçmiş yıllara nazaran her kesimden insana ulaşmak için hazırlanmış bir line-up’la karşımıza çıktı Rock’n Coke, 2011 yılında. Kimi kesime göre gelen sanatçıların çoğu geçmiş yılların yıldızlarıydı. Ama bu sanırım sadece popüler müziğe saplanıp kalmış insanların şikâyetiydi. Sanatçıların … Okumaya devam et

Kadınlar, Ozanlar ve Caz

18. İstanbul Caz Festivali‘nin ikinci haftası da en az ilk haftası kadar dolu dolu geçti. Arkeoloji Müzesi’ndeki “The Duwala Malambo Project” ile başlayan hafta, Harbiye Açıkhava’daki iki konserde 5 efsane kadını ağırladı. “Yeni Ozanlar” serisinin bu yılki konuğu Patrick Wolf … Okumaya devam et

Freshtival3′ün Ardından…

Geçtiğimiz yıl, hayranı olduğum Mika’yı İstanbul’a getirmekle kalmayıp bir de onunla tanışmamı sağlayan Miller Freshtival; bu yıl yurdum kanunları nedeniyle adından Miller markasını kaybetti. Hem yağmurlu havanın etkisi, hem de line-up‘ın geçen yıla göre sönük kalışı nedeniyle aynı coşkuya sahip … Okumaya devam et

Mystery Jets!

Salon, 18 Aralık Cumartesi gecesi, sahnesinde indie-rock‘ın en tatlı İngiliz gruplarından birini ağırladı. Fakat bununla da kalmadı, ufak çaplı bir talihsiz serüvenler dizisi ile de başa çıkmak zorunda kaldı. Mystery Jets, kısa ama oldukça tatmin edici bir performansla çıktı o … Okumaya devam et

2010′da Ne Dinledim: Yılın En İyi Albümleri

Bir yılın daha sonuna gelirkene, bir kişisel ve subjektif ötesi listeyle daha karşınızdayım. 2010′da en çok dinlediğim ve en çok sevdiğim ve en çok beğendiğim ve en çok ezberlediğim albümler bulunuyor bu listede. Fakat alışıldığın aksine bu kez 5 yerli … Okumaya devam et

Pink Floyd Balesi’nin Ardından

Konuk Yazar: Ezgi Arıduru La Scala Tiyatrosu Bale Topluluğu 25 Kasım 2010, İstanbul Psychedelicmüziğin kaçınılmaz bir görsel yanı var. Bu, görsellik ve müziğin sıkça birlikte bulunmasından mı yoksa gerçekten zihnin imgelerinin müzikle dışa vurulduğu bir tür olmasından mı kaynaklanıyor emin … Okumaya devam et

Efes Pilsen One Love Festival 9′un Ardından…

Bu yıl 9. kez düzenlenen ve 19-20 Haziran‘da (birkaç ay içinde okulum demeye başlayacağım) Bilgi Üniversitesi Santral Kampüsünü bir karnaval alanına çeviren Efes Pilsen One Love Festival‘a bu yıl ilk kez, o da limitli bir şekilde, katılma fırsatı buldum. Hayati … Okumaya devam et

"Masumiyetin Ziyan Olmaz"

Harun Tekin, Burak Güven, Kerem Özyeğen ve Kerem Kabadayı’dan oluşan Mor ve Ötesi, yılın ilk yarısının en iyi albümlerinden birine, belki de en iyisine imza atmış son yıllarda hep olduğu gibi sürekli yükselen kaliteleri ile. Albüm adını “2012” adlı sondan bir önceki şarkısında geçen ve sürekli tekrar edilen bir cümleden alıyor ve 11 şarkının hepsi sembolik, toplumsal ve politik anlamlar içeriyor hemen hemen. “Masumiyetin Ziyan Olmaz”, popüler müziğe yakınmış gibi gözüken, bu müziğin dinleyicisini kolaylıkla kendine çekebilen ama aslında çok daha derin dertleri olan, bir şeyler anlatmaya çalışan ve bunu kaliteli bir müziğin eşliğinde yapan bir albüm.

Albümde dördüncü sırada yer alan çıkış şarkısı “Yorma Kendini”, tam da yukarıda bahsettiğim gibi bir şarkı. Geçtiğimiz yıllarda grup elemanları arasında da popülerlik ve alternatiflik arasındaki seçimden kaynaklanan anlaşmazlıklar olduğu söyleniyordu ve Eurovision zamanı bu söylentiler tavan yapmıştı. Her iki tarafı da çok iyi temsil eden bir albümün, iyi seçilmiş çıkış şarkısı “Yorma Kendini” de. Çünkü sözlerine bakacak olursanız, “Aşkım, bebeğim, yorma kendini. Ben seni unuttum, Bebek’te başkasının kucağında geziyorum. Ayrıca Allah belanı versin!” tarzı bir “Yorma Kendini” söylemi söz konusu değil. “Yorma kendini / Yorma aynı yanlışlarla / Her şey geçer / Altı üstü bir eğlence” deyip toplumsal bir eleştiriye yönelmeyi seçiyor Mor ve Ötesi. Diğer yandan eklemek gerekir ki, şarkının Murat Onbul yönetimindeki videosu pek olumlu tepkiler almadı.

“Masumiyetin Ziyan Olmaz”, “Korkma” diyerek başlıyor. Az sözlü, ama özlü bir şarkı “Korkma”. Yine de ben olsam albümün açılış şarkısı olarak tercih etmezdim. Ardından gelen “Meksika”, albümün içinde yer alan birçok şarkı gibi çağrışımsal bir ada sahip ve bir açılış şarkısı olarak çok daha iyi olurmuş bence. Şarkıda Meksika’nın M’si bile geçmiyorken buram buram Meksika kokuyor “Meksika”. Aynı durum “Festus”, “Nakba” ve “2012”de de görülüyor ve Mor ve Ötesi’nin sadece bir müzik grubu olarak değil, bir edebiyatçı, bir düşünür olarak da sözlere ve diğer detaylara ne kadar önem verdiğini gösteriyor.

Farklı olanlarla ilgili ve farklı olanların yanında bir albüm “Masumiyetin Ziyan Olmaz”. “Meksika”da “Aynı sınıftan olsak ya” diyerek başlıyor bu durum. İstanbul polisinin elinden sağ kurtulamayan Nijeryalı Festus Okey’i anıyoruz “Festus” ile: “Beyoğlu artık güvenli / Lacivert ordu beni de yendi / Sordum onları ne gerdi / Farklı olanlar onların derdi”.“Nakba” ise İsrail’de bayram, Filistin’de ise felaket günü olarak anılan günün adını taşıyor ve şöyle diyor: “Kutlayanım var, ağlayanım da / Bak sana bayram, bana bomba / Kutlayamazsan ağla yanımda / Ruhumu al da yüzleş aklınla”. “Araf”ta arada kalmış ruhların piskolojisine, “Kara Kutu”da ise kendini bir kazadan kurtarılmayı beklermiş gibi hissedenlerin dertlerine yoğunlaşmış sözler.

Albümde dikkat çeken bir başka durum, grubun gaza getirici vokallere fazlaca yer vermiş olması. Kolpa’nın gerek kendi şarkılarında, gerekse coverlarında çok kullandığı ve seyirciyi en çok eğlendiren gruplardan biri olmalarını sağlayan ögenin ta kendisi yani. (İşte tam da bu noktada Mor ve Ötesi’nin popüler müziğe yaklaştığı konusu tekrar akıllara geliyor.) “Korkma”, “Yorma Kendini” ve “Kara Kutu”da karşımıza çıkan o-oooo-ooo ve na-naa-na şeklindeki vokallerin şarkılara ve albüme kattıkları olumlu yönde bana kalırsa. Diğer yandan bunun tam tersi bir deneyselliklteki “Masumiyetinziyanolmasumiyetinziyanolmasumiyetinziyanolmaz” zincirlemesinin ve genel olarak az sözlü, görece yavaş bir şarkı olan “2012”nin de popülerden uzak Mor ve Ötesi’ne yakışan bir güzellik olduğu muhakkak.

Kişisel favorilerim olarak “Araf”, “Kara Kutu”, “Yorma Kendini” ve “Camgezer”i gösterebilirim. Bir yanda “Kalbin işine bak, yüzüne bakamaz / Ağlar durur sen uyurken” diye başlayan “Araf”, bir yanda cam kadar kırılgan kalpleri anlatan “Camgezer”, bir yanda “Kurtar beni” diye yalvaran “Kara Kutu”… Albümün son şarkısı “Bisiklet”e ise hayran olduğumu söyleyemesem de çok tatlı bir şarkı olduğunu; genelde albümün son şarkısı olan ve Burak Güven’in sesinden duymaya alışkın olduğumuz tarzda dinlendirici bir Mor ve Ötesi şarkısı olduğunu düşünüyorum. Tıpkı “Balıklar”, “İyi”, “Sonu Belli” (albümün son şarkısı olmasa da) gibi…

Albümün müzikal anlamdaki detaylarına fazla girmek ve haddimi aşarak konuşmak istemiyorum her zaman olduğu gibi. (Yine de çok görkemli sololara denk gelmediğimi, ama hoş intro ve riffler duyduğumu söyleyebilirim.) Fakat hem şarkı sözlerindeki derinlik anlamında hem de bir dinleyici olarak bana ulaşan sonuç anlamında “Dünya Yalan Söylüyor” seviyesinde ve kalitesinde bir albüme imza atmış grup. Kişiliklerinden bir şey kaybetmeden popülerliğe oynamış, popülerliğe kendi kişiliklerinden bir şeyler katmışlar hatta.

“Kaza raporu okur gibiyim
Kendime bakarken
Kanatlarım donmuş
Yüzüm düşmüş yerlere”
-->

Türkiye’de alternatif rock denilince akla gelen ilk isim ve bana göre ülkenin en iyi müzik grubu olan Mor ve Ötesi geçtiğimiz ay “Masumiyetin Ziyan Olmaz” adlı albümleri ile yine mtlu etti sevenlerini. Grubun 7. albümü (2008 tarihli, içinde eski şarkıların … Okumaya devam et

Miller Freshtival’in Ardından…

Birkaç ay önce “Mika Türkiye’ye geliyormuş” haberini duymamla beraber bir anda benim için bu yılın en önemli organizasyonu durumuna gelmiş olan “Miller Freshtival”in ikincisi, 29 Mayıs’ta (geçtiğimiz Cumartesi) Maçka Küçükçiftlik Park‘ta gerçekleşti. 14:00′te kapılarını açan ve Sakin, The Phenomenal Handclap … Okumaya devam et

KoroSU’dan "Time"…

2005’ten bu yana bir parçası olmaktan büyük mutluluk duyduğum; bana onlarca arkadaş, repertuarıma onlarca şarkı, hayatıma ise eşsiz bir deneyim katmış olan Sabancı Üniversitesi ÇokSesli Pop ve Rock Korosu, nam-ı diğer KoroSU, bu yıl 7. konseri “Time” ile 17 Mayıs … Okumaya devam et