İstanbul’un kültür ve sanat hayatındaki yeri tartışmasız en fazla olan o kurum, İKSV, 40. yaşını kutluyor! 1973 yılında Nejat Eczacıbaşı öncülüğünde kurulan ve bu mirası Şakir Eczacıbaşı ve Bülent Eczacıbaşı tarafından sürdürülmekte olan İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı, 40 yıllık tarihi boyunca 8.5 milyon sanatseveri, 126 farklı mekanda müzikle, sinemayla, tiyatroyla ve çağdaş sanatla buluşturdu.
İKSV’nin yaptıklarını uzun uzun sıralamaya gerek yok. Zaten Selçuk Metin ve Erman Pehlivan’ın imzasını taşıyan İKSV 40. Yıl Filmi, vakfın bugüne kadar neler yaptığını, İstanbul’da yaşayan her sanatseverin hayatının bir noktasından nasıl geçtiğini çok iyi anlatıyor:
İKSV’nin benim de hayatımdaki önemi çok büyük. Evet, belki ilk festival filmimi üniversite yıllarımda izlemiş, ilk kez bir bienale üniversite yıllarımda katılmış olabilirim. Ama klasik müzik hayatımda varsa, daha 10 yaşındayken elimden tutup beni Aya İrini’ye sürükleyen annem kadar İKSV’nin de emeği var tabii ki. AKM’deki klasik müzik ve caz konserleri, Emek Sineması’nda izlediğim filmler henüz 5-10 yıl öncesinde olsa bile, şu an birer hayalet gibi duran bu binaların kadersizliği nedeniyle acı veriyor şimdi. Ve kısacık hayatımdan, 5 İKSV’li an:
1. Kişisel arşivimden çıkan, gayet güzel korunmuş bilet ve programlar İKSV ile tanışmamın 24. Uluslararası İstanbul Müzik Festivali‘ne denk geldiğini, 29 Haziran 1996‘daki (Henüz 9 yaşındayım) La Scala Yaylı Çalgılar Topluluğu‘nun (Archi della Scala) Aya İrini‘deki konseri ile gerçekleştiğini gösteriyor. Programa baktığımda bugün barok müziğe olan ilgimin nerelere dayandığını daha iyi anlıyorum: Locatelli, Albinoni, Haendel, Pergolesi, Tartini, Vivaldi, Mozart ve Salieri’den oluşuyor program. Solist olarak kemanda Francesco Manara ve soprano Daniela Dessi var. Bilet, sıkı durun, 1.500.000 TL!
2. Müzik Festivali’nin hemen ardından aynı yıl 3. Uluslararası İstanbul Caz Festivali ile tanışıyorum. Günlerden 12 Temmuz 1996, yer Atatürk Kültür Merkezi ve bilet 500.000 TL! Ön grup olarak Neşet Ruacan, Önder Focan ve Kürşat And‘ın triosunun sahne aldığı Mark Wihtfield konseri. Caz müziği ilk kez o konserde duymuş, AKM’nin balkonunda ilk kez o konserde oturmuştum. Ve tabii ki 9 yaşında, o kadar uzun bir caz konserinde annemin kucağında uyumuştum.
3. 10 yıl boyunca her yaz Aya İrini’de, AKM’de, Harbiye Açıkhava’da gittiğim klasik müzik ve caz konserlerinin sayısı arttı. Fakat sinemayla ilgilenmem ve film festivalleri ile tanışmam için üniversiteli olmam gerekecekti. Gittiğim ilk festival, 2006 Şubat’ında !f olmuştu, hemen ardından ise 25. Uluslararası İstanbul Film Festivali‘nde 5 film izlemiştim. Elimdeki ilk İstanbul Film Festivali bileti, 1 Nisan 2006 tarihli, Emek Sineması‘ndaki “Joyeux Noël” bileti. Filmi lisedeki coğrafya hocam ile yan yana izlemiş, Emek Sineması’nın koltuklarında ilk kez oturmuş ve dopdolu, kalabalık bir salonda oturup iyi bir film izlemenin verdiği keyifle kendime şehirdeki hiçbir film festivalini kaçırmama sözü vermiştim.
4. O yaz Müzik Festivali’nde yanımıza Lale Kart programından bahseden biri yanaştı. Hiç düşünmeden evet dedim. İlk Lale Kart’ım 30 Haziran 2006 tarihinde elime ulaşan Sarı Lale‘m olmuş. Yıllar geçti ve ben şu an 5. Lale Kart’ıma sahip ve Kırmızı Lale üyesiyim. (Bu yıl İKSV’nin 40. yılının yanı sıra Lale Kart’ın da 10. yılı kutlanıyor. 18 Ocak gecesi Hasköy Yün İplik Fabrikası’ndaki kokteyl ve MFÖ konseri ile süper bir organizasyonla çok eğlenceli bir gece geçirdik. Adımı perdede akan binlerce ismin arasında görmek oldukça mutlu ediciydi. )
5. 2011′in Haziran ayı. thebalkabaa olarak, 18. İstanbul Caz Festivali’nin resmi 3 blogger’ından biri olarak seçildiğimi öğreniyorum. 2 Temmuz 2011 gecesi, 2. Tünel Şenliği’nde aynı anda onlarca yerde olabilmek için Tünel’in ve Galata’nın sokaklarında, kulağımda sokaklardan gelen caz sesleri, koşuşturuyorum. Paul Simon’ı, Jamie Cullum’ı, Patrick Wolf’u, Randy Crawford’u, Joss Stone’u dinliyorum. Müzik dolu bir ay geçiriyorum. Dinliyor, izliyor, yazıyorum.
Ve 2012… İKSV, 40 yıldır yaptıklarına bu yıl da devam ediyor tabii ki. Üstelik festival ve bienallerine bir yenisini eklemekle kalmıyor, 40. yılına özel etkinliklerle de 2012′ye renk katıyor:
- 31. İstanbul Film Festivali (31 Mart – 15 Nisan), 18. İstanbul Tiyatro Festivali (10 Mayıs – 5 Haziran), 40. İstanbul Müzik Festivali (31 Mayıs – 29 Haziran), 19. İstanbul Caz Festivali (2 – 19 Temmuz), 7. Leyla Gencer Şan Yarışması (15 – 20 Eylül) ve Filmekimi (6-14 Ekim) İKSV’nin her yıl düzenlediği geleneksel festival ve bienaller ile Salon‘daki müzik ve tiyatro etkinlikleri yıl boyunca devam edecek.
- Bu yıl ilk kez düzenlenecek olan İstanbul Tasarım Bienali, 13 Ekim – 12 Aralık tarihleri arasında gerçekleşecek.
- İKSV’nin 40 yılını anlatan kitabın yanı sıra, İKSV Tasarım Mağazası, 40. yıl özel koleksiyonunu satışa sunacak.
- Dünyaca ünlü Barcelonalı gösteri topluluğu La Fura dels Baus, İKSV tarafından özel olarak sipariş edilen projeleri “İstanbul, İstanbul”un dünya prömiyerini 21 Haziran‘da Haliç Tersanesi’nde gerçekleştirecek.
- Dünyanın EN iyi orkestralarından Berlin Filarmoni Orkestrası, 27 Eylül akşamı Haliç Kongre Merkezi’nde, Sir Simon Rattle yönetminde ve solistler Efe Baltacıgil (çello) ve Fora Baltacıgil (kontrbas) eşliğinde bir konser gerçekleştirecek.
- Türkiye ve Hollanda Diplomatik İlişkilerinin 400. Yıldönümü projeleri kapsamında, Nederlands Dans Theater (14-15 Haziran) ve Kraliyet Concertgebouw Orkestrası (10 Kasım) İstanbul’da olacak.
Ben bugün bensem, bu blog varsa, İKSV sayesinde sevdiğim müziğin, İKSV sayesinde tanıdığım insanların, İKSV sayesinde bulunduğum ortamların katkısı gerçekten çok büyük.
Nice 40 yıllara İKSV!